ZARARLILAR

Bulaşıcı hastalıkların insan ve hayvanlar arasında hızla yayılmasını sağlayan faktörlerin başında vektör adı verilen canlılar gelir. Vektörlerin halk sağlığı açısından en önemlileri sivrisinekler, tatarcıklar, karasinekler, hamamböcekleri ve kemirgenlerdir.

SİVRİSİNEKLER

Biyolojileri

İnsan ve hayvanlardan kan emmeleri, hızla üremeleri ve çok sayıda öldürücü hastalık etkenini taşımaları sebebiyle sağlık ve ekonomik yönden en önemli vektör, dünyada 2700 civarında türü bilinen sivrisineklerdir. Türkiye ‘de en önemli cinsleri Anopheles , Culex, Aedes olmak üzere 60 sivrisinek türünün varlığı tespit edilmiştir. Yaşamlarında dört evre vardır. Bunlar:Yumurta, Larva, Pupa ve Ergin dönemleridir. Genellikle yumurtalarını yumurtalarını su birikintilerine bırakırlar. Yumurtalar ve yumurtaların bırakılma şekilleri türlere göre farklılık göstermektedir. Anopheles yumurtaları iki ucu yukarıya doğru kıvrık, kayık tarzında ve tek tek suya bırakılırlar. Yumurtalar bazen su üzerinde dantel şeklinde küme yaparlar. Aedes türünün yumurtaları koyu renklidirler ve suda yüzemezler. Daha çok yağmur veya kar sularının toplanabileceği nemli veya kuru zeminlere tek tek bırakırlar. Aedeslerde yumurtada larva gelişimi susuz zamanlarda da sürer. Ancak yumurtadan larva çıkışı su ile temas halinde olabilmektedir. Culex türü ise yumurtaları paket halinde bırakırlar. Larvalar yumurta paketlerinin suyla temas ettiği yerden su içine çıkarlar. Ortalama 2-3 gün içerisinde açılan yumurtalardan çıkan larvalar üç kez deri değiştirrerk sıcaklığa bağlı olarak yaklaşık 10 gün ila 6 ay arasında pupa dönemine girerler. Larvaların vücutları saydam bir kitinsel örtü (kütikula )ile kaplıdır. 4-5 gün süren pupa döneminin ardından başkalaşım (metamorfor) tamamlanır ve ergin sivrisinek 5-6 dakika içinde ortaya çıkar. Halk sağlığı açısından önem taşıyan Anopheles cinsi dişileri bir seferde 400 ‘e kadar yumurta bırakabilirler. Dişi sivrisinek 1-2 aylık ömrü süresince bir ila dört döl verebilir.

Yumurta ve larvaların gelişebilmesi için 10-15 °C’ lik sıcaklık yeterli olmaktadır. Bu, larva mücadelesinin ılık geçen kış aylarında kanalizasyon , fosseptik , vb yerlerde yıl boyunca devam etmesi yönünden önem taşır. Yumurta , larva ve pupa evreleri sucul ortamlarda , ergin evresi ise karada geçer.

Anopheles larvaları genellikle temiz oksijeni bol , sığ ve tuzsuz sucul alanlarda , Culex larvaları ise sayılan alanların az tuzlu , çamurlu ve kirli sularda da gelişebilmektedir. Sivrisineklerin dişileri yalnızca durgun yada çok yavaş akıntılı sularda yumurtlarlar. Her çeşit göl , sazlık ve bataklık alanlar , doğal çukurlar, ağaç kovukları , kar ve yağmur suları , yavaş akan akarsuların kıyısında oluşan su bitkileri ve yosunlarla sarılmış durgun su odakları , havuzlar , sulama kanalları, çeltik tarlaları , içinde su birikebilecek her türlü kap ve malzeme , inşaat alanları ve bina temellerinde oluşan birikintiler, fosseptikler sivrisineklerin üremeleri için uygun ortamlardır.

Gündüzleri üreme yerleri çevresinde dinlenen sivrisinekler güneş batımı ile birlikte çifteleşmek veya beslenmek için uçmaya başlarlar. Sivrisinekler zayıf uçucudurlar. Genellikle kendi güçleriyle üredikleri yerlerden 500-1000m ‘ den fazla uçmayı tercih etmezler.


ZARARLARI

Sivrisinekler sıtma , filariazis, deng, sarı humma ve ensefalomyelitis gibi viral veya parazitik hastalıkları insanlara bulaştırarak salgınlara yol açarlar. Yukarıda sayılan sivrisineklerden Anopheles sacharovi türü, sıtma paraziti olan Plasmodium vivax’ı taşıdığından ülkemiz için mücadelesi özel bir önem taşır. Dişileri insanlardan ve çiftlik hayvanlarından kan emdikleri için ayrıca rahatsız edici olmaları yönünden de önemlidir.

KARASİNEKLER

 

Biyolojileri

Karasinekler başlıca hayvan gübreleri ile insanlarca yaratılan çok değişik yapı ve özellikteki organik atıklarda ürerler. Çöplük ve çöp konteynerleri , mezbahalar, gübre , yiyecek artıkları , hayvan leşleri ve hayvan barınakları karasineklerin en önemli üreme yerleridir. Her türlü insan gıdasını ve çöp, gübre vb. organik maddeyi tüketebilirler.

Karasineklerin yaşamlarında dört evre vardır. Bunlar ; Yumurta , Larva, Pupa ve ergin dönemleridir. Yumurtalarını organik atıklar üzerine bırakırlar. Dişi Musca domestica her yumurtlamada ortalama 120 adet yumurta bırakır. Sıcaklığa bağlı olarak yılda 10-30 döl verirler. 35 °C sıcaklıkta yumurtadan ergin çıkışı 7gün kadar kısa bir sürede tamamlanır. Ergin dişiler 4.günde yumurta bırakmaya başlarlar. Uygun çevre koşullarında; 1dişi karasinekten, 6 nesil sonrasında 100milyar civarında bir popülasyon meydana gelebilir. İdeal bir üreme yeri olan sığır dışkısının yaklaşık yaklaşık bir kilogramında 15.000 karasinek gelişebilir.

ZARARLARI

Karasinekler insan gıdaları yanı sıra çöp, dışkı vb. organik maddeler tüketmeleri dolayısıyla viral, bakteriyel ve parazitler kökenli pek çok bulaşıcı hastalığı açık ve kapalı alanlar arasında taşıyabilmektedir.

İnsan ve hayvanlara yaklaşık 60 kadar hastalık etkeni bulaştırabilir. İnsanlara naklettiği önemli bazı hastalıklar tifo, kolera, dizanteri, menenjittir.

Ayrıca sıcak bölgelerde amipli  dizanteri ve trahoma karasinekler tarafından taşınmaktadır. Ek olarak insanların ve yiyeceklerin üzerinde ve çevresinde dolaşarak rahatsızlık verir.

 

Çevresinde çöplük ve gübrelik bulunan yerleşim yerlerinde çevre sakinlerinin şikayetlerine yol açarlar.

HAMAMBÖCEKLERİ

Biyolojileri

Alman Hamamböceği

( Halk Dilinde Bilinen Diğer Adı Kalorifer Böceği ) dir.

Erginleri 13-16 mm uzunluğunda açık kahverengi görünümünde olup üzerlerinde uzunlamasına koyu çizgiler bulunur. En yaygın olarak görülen ve kontrolü en zor olan türdür. İnsan aktivitesinin olduğu ve gıda bulunan her yerde Alman hamamböceklerine rastlamak mümkündür. Her türlü insan gıdasını tüketebilirler. Ergin dişiler içlerinde 30 ila 40 adet yumurta bulunan kapsüllerden taşırlar ve yaşamları boyunca 6 kez bu kapsülleri çıkarırlar. Erginleri bir yıl boyunca yaşayabilir. Kontrol edilmediği taktirde bir dişi hamamböceği ve yavruları bir yılda 30,000‘ i bulan sayıya ulaşabilir.

Şark Hamamböceği

( Halk Dilinde Bilinen Diğer Adı Kara Fatma ) dır.

Erkekleri 25mm boyda ve uzun kanatlı , dişileri 32mm boyunda ancak kısa kanatlara sahip olup parlak siyah renklidirler. Bina dışında iri taşların ve yaprak yığınlarının altında bulunurlar. Bina içinde rutubetli , serin ve karanlık bölgeleri tercih eder., genellikle apatmanların ilk katlarında , bodrum katlarında bulunurlar, Genellikle Yaşam Alanları Kanalizasyonlar, Logarlar, Fosseptik Çukurları ve Atık Alanlarıdır. Şark hamamböcekleri özellikle nişastalı olmak üzere her türlü insan gıdasını tüketebilirler. Zaman zaman organik maddeleri de yiyebilirler. Dişi , oluştuktan sonra yaklaşık bir gün boyunca taşıdıkları yumurta kapsülüne sahiptir ve bu süre sonunda kapsülü yiyeceklere yakın bir bölgeye bırakır. Toplam hayatı boyunca dişi 8kez kapsül bırakabilir ve her kapsülden ortalama 16 adet yavru çıkar. Erginleri 1-6 ay yaşayabilir.

Amerikan Hamamböceği

Erginleri 25-37 mm boyunda olup hamamböcekleri içerisinde en büyük olanlarıdır. Tüm erişkin ve gelişme formları parlak açık kahverengi –sarı görünümdedir. Antenleri vücutlarının arka kısmına doğru uzar. Evlerden ziyade endüstriyel işletmelerde , depolarda , bodrumlarda , kalorifer odalarında daha çok görülmektedir. Erişkin dişi içlerinde ortalama 14-16 adet yumurta bulunan kapsüllerden yaklaşık 13 kez üretebilir.

 

ZARARLARI

Hamamböcekleri insanların tükettikleri gıdaları mikroplarla bulaştırarak gıda zehirlenmesi ve mide barsak hastalıklarına yol açabilirler.
Çoğu hamamböceği kendine has kokusu olan bir salgı üretir. Bu koku , üzerinde dolaştıkları yerlere siner. Bazı insanlarda hamamböceklerine karşı bir alerji meydana gelebilir. Bunu meydana getiren alerjen adı verilen maddeler ise insanlara çok çeşitli yollardan bulaşabilir. Bunlara kontamine gıdaların alınmasıyla ve zemindeki ölü hamamböceğinden arta kalan partiküllerin solunum yoluyla alınması sonucu oluşan alerjiler örnek olarak verilebilir.

KEMİRGENLER

  Hemen hemen her yere rahatlıkla girebilmekte, gıdalara zarar vererek pek çok hastalığın insanlara bulaşmasına neden olmaktadır.   İp ve halatlara tırmanıp bunları kullanarak birçok yere girebilirler.   Çok iyi yüzücüdürler.Su kanallarını ve içi su dolu boruları yüzerek aşabilirler.
  Özellikle elektrik tesisatlarına zarar vererek yangınlara neden olurlar.   İnsanların yaşadığı pek çok yeri haberiniz olmadan paylaşır.   Tünel kazarlar hiç beklenmedik yerlerden çıkabilirler.

Biyolojileri
Ev Faresi

Ergin ev faresi , kuyruğu hariç yaklaşık 12cm boyunda ve 30g ağırlığındadır. Kuyruk uzunluğu yaklşaşık baş ve gövde boyu kadardır.. Silindirik burunlu , küçük gözlere sahip, düz tüyleri kahverengi gri arası bir renktedir. Kağıt , kumaş, ambalaj malzemesi , pamuk gibi bolca yuva malzemesinin bulunduğu ev,i yiyecek depoları ve ambarlarda rahatsız edilmeyeceği karanlık ve tenha yerlerde bulunurlar. Dışkıları siyah renkli , pirinç büyüklüğünde ve ovaldir. Ev fareleri 35 günde ergin hale gelir ve ortalama bir yıl yaşarlar. Gebelik süresi 18-21gün arasındadır. Bir batında 5-8 yavru doğurur ve yılda 5-10 döl verebilirler. Pürüzlü duvarlara kolayca tırmanabilir, bulundukları zeminden 30cm yükseğe sıçrayabilir, kablo ve ip üzerinde yürüyebilirler. Bazen yüzebilir, -10°C ‘de yaşayabilirler. Güçlü koku ve işitme duyularına sahiptirler. 6mm den büyük bir aralıktan kolayca geçebilirler.

Norveç Sıçanı ( Kahverengi Sıçan )

Ergin Norveç sıçanı kuruğu hariç ortalama 26 cm boyunda ve 500g ağırlığındadır. Kuyruk uzunluğu baş ve gövde boyundan birkaç cm daha kısadır. Küt burunlu, küçük kulakj ve gözlere sahip, kaba tüyleri kahverengi siyah, karın bölgesi gri beyaz arası bir renktedir. Norveç sıçanı daha çok binaların dışında nehir kenarları, demiryolu boyunca toprak altında, çöp yığınları ve beton altında yuva yaparlar.

Erginlerin dışkıları iki ucu küt kapsül şeklinde ve 20mm kadar uzunlukta olabilir.

Norveç sıçanı 2-5 ayda ergin hale gelir ve 6-12 ay yaşarlar. Gebelik 3 hafta sürer. Bir batında 7-8 yavru doğurur ve yılda 3-6 döl verebilirler. Güçlü koku ve işitme duyularına sahiptirler. 12mmden büyük bir aralıktan kolayca geçebilirler.

Çatı Sıçanı (Siyah Sıçan)

Ergin çatı sıçanı , kuyruğu hariç yaklaşık 22cm boyunda ve 300g ağırlığındadır. Kuyruk uzunluğu baş ve gövde boyundan birkaç cm daha uzundur. Sivri burunlu , norveç sıçanıyla karşılaştırıldığında daha iri kulak ve gözleri olup, kahverengi veya siyah tüylere sahiptir. Çok iyi tırmanıcıdırlar. Bina içlerinde ve altında, çöp ve odun yığınları içinde yaşarlar.

Erginlerin dışkıları Norveç sıçanı dışkıları ile karşılaştırıldığında sivri uçludur. Çatı sıçanı 4ayda ergin hale gelir ve ortalama bir yıl yaşarlar. Bir batında 4-8  yavru doğurur ve yılda 4-6 döl verebilirler. 12mmden büyük bir aralıktan kolayca geçebilirler.

ZARARLARI

Dışkı, idrar ve kıllarıyla yiyecekleri bakterilerle kirleterek insanlara tifo, leptospiroz , salmonelosis gibi hastalıkları bulaştırır, insan sağlığı için ciddi bir tehlike oluştururlar.
Kemirgenler insanların evlerini, işyerlerini istila eder, eşyalarına zarar verir , yiyeceklerine saldırır, yiyebileceğinden çok daha fazla miktarda yiyeceği kontamine eder ve bu ürünlerin imhasına yol açarak ekonomik kayıplara sebep olurlar.
Fareler dişlerini düzenli olarak törpüleme ihtiyaçlarından dolayı , ip, elektrik kablosu vb cisimleri çiğner, yangınlara yol açabilir, gaz ve su borularınada zarar verirler, iş kayıplarına sebeb olurlar.

error: Content is protected !!